travesti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
travesti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2/18/2010

Lola and Billidikid




Almanya, Berlin. 90'lı yılların başı. Tüm dünyanın, özellikle de Türklerin en kıro giyindiği zamanlar. Gay olmanın her halükarda imkansızlıkları beraberinde getirdiğini biliyoruz. 'Alamancı' damgasını yemiş fakir Türk olmak, üstüne travesti olmak bu imkansızlığa çifte kavrulmuş dışlanma ve yabancılaşma katıyor, bunu da tahmin edebiliyoruz. Lola and Bilidikid isimli 99 yapımı bu film de bu konuya eğilmiş. İyi de yapmış.

Böyle bir film çekmek yürek ister, öncelikle yönetmen Kutluğ Ataman'ı bunun için kutlamak gerek. Sonralıkla filmin artılarından ve eksilerinden bahsetmek gerek. Yer yer rahatsız eden kötü oyunculuklara rağmen her tip özenle seçilmiş, çok belli. Başörtülü anne, çirkin ve yaşlı eşcinsel Alman, sakallı ve hafif tombul Türk ağabey, ergenlikten çıkan ve homoseksüelliğini keşfetmeye başlamış tüysüz genç vs. stereotipik açıdan mükemmel oturtulmuş tipler.

İki yüzlüleşebilen heteroseksüelliği, itilmiş homoseksüelliği, cinsel / ırksal / tensel / her şeysel kimliksizliği ve oturmamış hayat tarzını çok vurucu bir şekilde anlatabilse de bazı sahnelerde sıkıldığımı söyleyebilirim. Kutluğ Ataman'ın filmografisine dair bir fikrim yok, fakat çılgın bir coşkuyla üç beş abartılı diyalog ve başarısız sahne çekmiş gibime geldi. Neredeyse 12 yıllık bir film gerçi, böyle bir eleştiri yersiz de olabilir.

The Adventures of Priscilla, Queen of the Desert

http://www.imdb.com/title/tt0109045/
94 yapımı bir yol filmi/müzikal. İki drag queen ve bir travesti, 'eski bir dost'un hatrına Avustralya çöllerinin çok ötesinde, çok uzak bir yer olan Alice Springs’te dans şovlarını sergilemek için yola koyulurlar. Hem de kocaman bir otobüsle. Kostümler inanılmaz (Oscar ödüllü). Müzikal sevmediğim halde müthiş bir keyifle izledim. Ortada öyle bir alakasızlık, öyle bir tezat var ki; uçsuz bucaksız çöl görüntüleri ve bu çölde fosforlu far ve tüylü kıyafetler iyle dans eden, şarkı söyleyen insanlar... Büyüleyici kareler, yabancı gelen her şeyi hor gören eski zihniyet, köyler, redneck’ler ve hatta aborjinler. Yönetmen Stephan Elliott bu muhteşem üçlünün garip arkadaşlığını anlatırken, bir de bu detaylarla izleyicinin resmen aklını alıyor. Bazı sahneler ise oldukça komik. Özellikle karşılıklı küfürleşmeler! Arada trajikomik durumlarda kahkaha atamayıp, susup kaldığınız da olmuyor değil tabii. Peki bu 'iki drag queen'i ve travestiyi' kim oynuyor? Guy Pierce desem, Star Wars'un Chancellor Valorum'u Terence Stamp desem, o da yetmediyse Matrix’in ve LotR’un güçlü figürü Hugo Weaving desem? Bu üç oyuncuyu afişteki kıyafetlerde düşünün. Kullanılan renklere ve geniş çekim kırmızı Avustralya çölüne hayran kalmamak mümkün değil. Neyse, unutulmaz bir film izlemiş oldum. Bunun için Onur Evcil kişisine teşekkür ediyorum efem.