Bu gadget'ta bir hata oluştu

2/05/2010

The Hurt Locker, A Serious Man, It's Complicated

The Hurt Locker:

http://www.imdb.com/title/tt0887912/

Irak. Amerika Ordusu. Ordudaki görevi oraya buraya bırakılmış şüpheli paketleri, bombaları, canlı bombaları etkisiz hale getirmek olan bir asker. Kathryn Bigalow isimli yönetmeni pek bilmiyorum, sanırım izlediğim tek filmi Point Break (Keanu Reeves ve Patrick Swayze’lı sörflü mörflü aksiyon filmi) ama burda mükemmel ötesi bir iş çıkarmış. Jeremy Renner’ın oynadığı bomba imha uzmanı William James o bombaları etkisiz hale getirirken, inanılmaz yakın çekimler ve gerici sessizlik sağolsun, kulaklığımı çıkarıp odamdan koşarak kaçmak istedim. Irak sokaklarından mükemmel çekimler görmek mümkün. El kameralarıyla yere paralel tutularak çekilmiş açılardan sadece pisliği, tozu toprağı, çöpü değil; tekinsizliği, gerilimi ve manasızlığı da sonuna kadar hissettim. Ölümle burun buruna, yıpranarak, bir saniye içinde nefes alan bir adamın toz bulutu haline geldiğini görerek...Bunu bir çok savaş filminde hissetmek mümkün fakat The Hurt Locker’ı özel kılan şey çıldırmış aksiyon ve çatışma sahneleri değil; sessizliği, sakinliği ve insanı hayata, ölüme, savaşa, barışa her şeye yabancılaştıran atmosferi. Çavuş James’in aldığı kararları ve yaptıklarını gördükçe içiniz parçalanıyor. Boru gibi başlayan film, aynı sertlikle mükemmel bir şekilde noktalanıyor. Soundtrack inanılmaz. Müziğin ve atmosferin etkisiyle filmin ortalarında geçen ‘sakin’ çatışma sahnesi seyirci için tam bir işkenceye dönüşüyor. Tam bir yönetmenlik dehası. Ralph Fiennes, Guy Ritchie ve Evangeline Lilly gibi isimlerin ikişer dakikalık sürpriz oyunculukları da hoş olmuş bu arada. Çöl gibi sessiz, sarı ve insanı susturan, susatan şahane bir film.


A Serious Man

Coen kardeşlerin fanı olmadım hiç, ama yaptıkları filmlerin çoğunu seviyorum sanırım. No Country for Old Men, Barton Fink ve anlam veremediğim bir biçimde Fargo en sevdiğim filmleridir. A Serious Man de bu sevdiğim Coen filmleri listesine girmiş bulunmakta. 60’ların sonlarına doğru, Yahudi Amerikan bir ailenin -daha çok da babanın- hayatından bir kesit anlatılıyor. Baba mutsuz, hahamların ve avukatların önerleri ve yargıları arasında kaybolmuş. Karısı mutsuz ve boşanmayı kafasına koymuş. Çocuklar desen kendilerine apayrı dünyalar yaratmış, birisi bar mitzvah şeysine bikaç gün kala küçük yaşta kafayı bulmaya başlamış, diğeri babasından para çalan küfürbaz bir ergene dönüşmüş falan. Jewish-hater bir komşu da cabası. Varlığına inandığı güçten yardım isteyip asla alamayan, tüm bu olanların neden başına geldiğini anlayamayan ve doğru soruları soramayan, kendisini bataklıktan kurtaracak ilahi ya da dünyevi bir işaret bulabilmek için canını verecek bir adamın acınası hikayesi çok eğlenceli bir şekilde anlatılmış. Ya da tam tersi, çok saçma ve komik bir hikaye çok boğucu ve kahredici biçimde anlatılmış. Hangisi olduğunu hissetmek mümkün değil, hissiyat film boyunca sürekli değişiyor; kahkaha attıktan sonra ‘Neye yarıldım ben böyle şimdi?’ diye soruveriyorsunuz. Filmin dehteşe düşüren ve kelimenin tam anlamıyla ‘korkutan’ açılışı da aslında filmin ve insan hayatının kısa bir özeti sanki. Jefferson Airplane’in ‘Don’t you want somebody to love’ şarkı sözleri ve bu şarkı sözlerinin bir hahamın ağzından duyulması gibi güzel detaylar da var. Neyse, şu söze bir bakalım ve uzaklara bakıp üzerine düşünelim ve dersimizi bir main idea ile sonuçlandırmış olalım: We’re all part of a cosmic joke.


It's Complicated

Meryl Streep. Nokta. Bu kadının bir cümle kurduktan sonra karşısındakine attığı bir saniyelik bakışlara hayranım. Bu filmde middle-age dönemini de geçmiş, uzun süre yalnız kaldıktan sonra hem eski kocası (aslan yelesi saçları ve boğazında tükürük kalmış gibi sesiyle Alec Baldwin) hem de tamamen farklı bir adamla (Steve Martin, ne alakaysa) yakınlaşan bir kadın rolünde. 2 saat olması çok saçma, onun dışında keyifli bir film mi, evet. Güldüğüm de oldu, ‘Steve Martin’in de Alec Baldwin’in de gözleri o kadar küçük ki, neredeyse gözleri yok’ gibi garip tespitler yaptığım da. Sadece Alec Baldwin’i kıskanç bir şekilde pencereden içeriyi gözlemlerken görmek için bile izlenebilir. Onun dışında izleyip saatlerce ilişkiler üzerine konuşmak için ideal.


Hiç yorum yok: